24 Temmuz 2011 Pazar

Yavşak Kime Denir?

Zorla değil ya, bazı adamlar lafı hep tersten anlar. Mesela bunlara İstanbul Boğazı diyecek olsanız, kıçlarının tutuştuğunu sanabilirler. 

Ve yahut da Bayram Haftası lafını mangal tahtası diye işitebilirler ki, o tahtayı tutuşan yerlerine ekleştirmek lazım gelir. 

Şimdi diyelim ki bu tarz bir insana dert anlatmanız icap ediyorsa, siz de tersten başlayarak anlatın. Eğrisi doğrusuna denk gelir o zaman.
(Denk gelmediği yerlerde daha etkili taktikler gerekir. Onlara ilerki yazılarımızda ayrıca değiniriz.) 

Bir büyüğünüz, abiniz olarak meseleyi şekil üzerinde izah ediyorum. Dikkatle takip edin, bak!
Şimdi biz burada ne anlatıyoruz? Delikanlı kişi nasıl olmalı? Kime delikanlı denir? şeklinde bir takım düstur ve ilkeleri izah ediyoruz, değil mi? 

Peki, şimdi bunu tersten anlatalım bu sefer: Kime delikanlı denmez? Veya: Yavşak kime denir? 

Buyrunuz size gazeteden kestiğim bir adet yavşak resmi!
Bu bir reklam. Gazetede çıkmış.
Bu reklama baktığımızda bir adet yavşak görüyoruz.
 
Esasında bu reklamda birden fazla yavşak var.
(Sabret kardeşim, anlatıyoruz öteki yavşakları da..) 

Meseleyi tersten anlatınca hemen kapıyorsunuz bakıyorum!
Ne iş? 

1. Yavşak: Fotoğrafını gördüğünüz zibidi, bu hikayedeki ilk yavşak.
 
Muhtemelen en zararsız yavşak bu birincisi... Ama tek yavşak bu değil.
Haydarpaşa - Gebze hattında çalışan banliyö trenlerine bakarken kendinden geçmiş ve yanındaki hırtoya omuz atmak istermiş gibi poz kesen bu denyo, bu pozu kime ve niye verdiğini bile unutmuştur çoktan.
(Dikkat ederseniz, bakışlarında bariz bir bönlük var)
Resminin bundan sonra hangi amaçlarla kullanılacağına kafası basmıyor. Onun rolü orada bitti. Delikanlılık notu: SIFIR!
 
2.Yavşak: Bilmiyorum rahatça okuyabiliyor musunuz?
Bu zibidinin tişortunda şöyle yazıyor:

  • - Antika harita topluyor
  • - Tekila içiyor, rafting yapıyor
  • - Cep telefonu kullanmıyor
  • - Altı çocuk istiyor
  • - Pudinge bayılıyor
  • - Hala daktiloyla yazıyor
  • - 27 tane kot pantalonu var
  • - Bilimkurgu okuyor
  • - Çiçekleriyle konuşuyor
  • - Dandik marka kol saati kullanıyor 
Bu özelliklere sahip olan biri, esasen ya tımarhanenin tecrit hücresinde bulunur (ileri derecede paranoid-şizofren teşhisiyle) ya da müptezel pavyonlarda garsonluk yapıyordur. 

Diyeceksiniz ki, ikinci yavşak nerede?
İkinci yavşak, bu tipolojiyi uydurup yazan reklamcı oluyor, yavrucum... 

Niye? derseniz, yahu bu memlekette hangi aklıbaşında adam o kadar parayı bayılıp da ancak bir denyonun kullanacağı kol saatini almak ister? 
(Onlara ben başka türlü bir kol saati öneriyorum.)
Reklam yazarının delikanlılık notu: EKSİ YÜZ YİRMİ SEKİZ
(On üzerinden)

3. Yavşak: Kural olarak, bayanlara 'yavşak' denmez, ama içimden geldi bu sefer bir istisna yapıyorum: Eğer ki bir takım bayanlar bu reklama bakıp "Ayy, tam hayalimdeki özelliklere sahip artiz gibi bir adam bu. Madem DANDİK marka kol saati kullanan kişi böyle oluyor, öyleyse ben de benim adama (kocama, nişanlıma, sevdiğim çocuğa) bu saatten alayım. Biraz incelir de öküzlükten vazgeçer böylece.." derse... ve sonra kocasından veya babasından sövüşlediği kucak dolusu parayı bu saate yatırırsa... YAVŞAĞIN EN ÖNDE GİDENİDİR, derim.
Böyle bir kadın varsa, delikanlılık notu: EKSİ ALTI YÜZ SEKSEN ÜÇ!
 
Eğer ki hanımınız, nişanlınız veya yavuklunuz size bu saatten armağan ederse, başınız dertte demektir. O kadın evi ocağı batırır! Ondan acilen kurtulun, derim. O kadın, kendine eş olarak bir öküzü layık görüyor demektir, gerisini siz bilirsiniz. 

Bu kadar laftan sonra o hediyeyi kabul eden adama da 4.Yavşak demek lazım ki, onun delikanlılık notu da EKSİ BİN BEŞYÜZ, bilemedin İKİ BİN

Ekstra Saptamalar:
 
1- Mizah, güldürürken düşündüren şeyse, bu reklam vallahi nefis bir mizah olmuş! Hem güldüm hem de bunları düşündüm. 
(Buna vesile olan yavşakları tebrik ederim!) 

2- Bizim köyde Deli Abdo vardı. Bu özelliklerin bir çoğu onda da vardı:
  • - O da antika harita toplardı. Kafayı takmış hazine bulacak. Çok üç kağıtçıya para kaptırdı bu yüzden.
  • - Yalnız tekila mı? Ne bulursa içerdi. Bir keresinde buna bir gavur içkisi getirmişler Almanya'dan. Votkayla karıştırıp içtiydi de, sabahlara kadar damlarda hoplayıp zıpladıydı o sarhoşlukla. Akabinde jandarma gelmişti, fena indirdiler aşağı.
  • - Altı çocuk isterdi o da. Ama sayı saymayı bilmezdi. Üç hanımdan toplam on üç çocuk yapmıştı.
  • - Kelkit çayına sarhoşken bir dalmışlığı var. Bir debeleniyor, bir bağırıyordu ki, görseniz rafting şampiyonu halt etmiş yanında.
  • - Deli Abdo ceptelefonu da kullanmazdı. Normal telefonu kullanmaya aklı yetmezdi ki delinin, nerde kalmış ceptelefonu?
  • - Pudingin ne olduğunu bilmezdi. Bilseydi ona da bayılırdı herhalde. Ama onu ayran içerken görseniz, mideniz bulanırdı, ondan emin olun.
  • - Muhtarın daktilosunu da pek sevmişti. Çatada çutada tuşlarına basardı. Bizim muhtar bilgisayara geçince, daktiloyu buna verdi. Fırsat buldukça HALA DAKTİLOYLA YAZIYOR.. Gerçi okuma-yazma bilmiyor ama olsun.
  • - Çiçeklerle konuşmak ne kelam? Bostana bir daldı mı, patlıcan olsun, hıyar olsun, her türlü hareketi çekerdi.
  • - Veren olsa, bu dandik kol saatini de takardı koluna ama ertesi gün kubura düşürürdü kesin.

Alem hakikaten kaymış gitmiş yahu. Güler misin sabaha mı bırakırsın?